Son yılların en etkili kilo ilaçları olarak bilinen GLP-1 sınıfı ilaçlar (halk arasında Ozempik adıyla tanınan semaglutid ve benzerleri) çoğu hastada çarpıcı sonuç veriyor: Bir çalışmaya göre yanıt verenlerde ortalama kayıp, vücut ağırlığının dörtte biri. Ama tablonun madalyonun öbür yüzü var — ilaçları kullananların yüzde 10 ila 15'inde kilo ya hiç verilemiyor ya da önemsiz miktarda kalıyor. Nature'ın haberinde bu tablo, alanın en güncel araştırma gündemi olarak tanımlanıyor.

İlaçların geliştirilmesine katkı vermiş Toronto Üniversitesi'nden endokrinolog Daniel Drucker, durumun adını net koyuyor: Yanıtlarda 'devasa bir çeşitlilik' var ve bilimin bunu henüz anlamadığını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde Endokrinoloji Derneği'nin yayımladığı bilimsel açıklama da aynı payda birleşiyor: Obezitede kişiye özel ilaç seçimi bugün itibarıyla 'büyük ölçüde bir istek' — yani hangi hastanın hangi ilaçtan yarar göreceğini önceden söyleyebilen bir test yok.

Aynı ilaç, aynı doz; birinde dörtte bir vücut ağırlığı gidiyor, diğerinde tartı suskun kalıyor. Farkın sırrı henüz çözülmedi.

Araştırmaların odağında ilk bulgular belirmeye başladı. En tutarlısı cinsiyet farkı: Klinik denemeler ve gerçek dünya verileri, kadınların bu ilaçlarla erkeklerden daha fazla kilo verdiğini gösteriyor. Bir başka çalışma dizisi de ilginç bir ayrıntı ortaya koydu: Menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda semaglutid kullananlara hormon tedavisi de eşlik ettiğinde kilo kaybı daha yüksek oldu; şubat ayında yayımlanan bir çalışmada benzer sonuç, hem GLP-1 hem başka bir hormona öykünen tirzepatid kullanan kadınlarda da doğrulandı.

Bu ilaçlar vücudun doğal bir hormona — glukagon benzeri peptit 1'e — öykünerek iştahı ve kan şekeri düzenini etkiliyor; ancak kilo düzeni tek bir anahtarla değil, hormonlar, beyin, bağırsak ve genetik arasındaki karmaşık bir dengeler ağıyla yönetiliyor. Araştırmacıların beklentisi, 'niçin yanıtsız kalıyor' sorusunun yanıtının bu ağın haritasını çıkaracak olması: Anlaşıldığında yalnızca bugünkü ilaçlardan yarar görmeyenlere yeni ilaçlar geliştirilebilecek; hastalar da deneme yanılmayla değil, en baştan en uygun tedaviyle buluşabilecek.