26 Ağustos'ta Nepal'in Rasuva bölgesinde bir buzul gölünün çökmesiyle su, çamur ve kaya'dan oluşan dev bir dalga vadileri süpürdü: 1.400'den fazla kişi öldü, yaklaşık 6.000 kişi kayboldu. Nepal hükümeti, yeniden yapılanmanın maliyetini yaklaşık 5 milyar dolar olarak hesaplıyor — ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 10'u. Nature'ın haberinde sorulan soru basit ama Saulu: Bu para nereden gelecek?

Sorunun ahlaki tarafı da net: Nepal, küresel karbon salımının yalnızca yüzde 0,01'ine katkı yapan bir ülke; ama iklim değişikliğinin en sert faturalarını ödeyenler arasında. Tam bu noktada devreye girmesi gereken kurum, 2022'de kurulan BM İklim Kaybı ve Hasar Fonu — zengin ülkelerin, iklim felaketlerine en az katkı sunmuş yoksul ülkelerin onarımını desteklemek için taahhüt ettiği fon. Rasuva felaketi, fonun ilk büyük operasyonel sınavı olarak tanımlanıyor.

Felaketle bir ay geçti; fon Nepal'in talebine 'aciliyet ve şefkatle' yaklaşılacağını söyledi ama para hâlâ yolda değil.

Nature'ın aktardığına göre Nepal hükümeti, sellerin beş günü sonra fondan acil finansal destek istedi; yanıt olarak talebin 'aciliyet, şefkat ve dikkatli değerlendirmeyle' ele alınacağı bildirildi — ardından somut bir adım gelmedi. İncelemenin ortaya koyduğu yapısal sorunlar daha da çarpıcı: Fonun, bir ülkenin felaket anında hızla başvurabileceği bir hızlı erişim hattı bile yok. Ayrıca iklim değişikliğinin bir felaketteki payının nasıl tartılacağına dair bir çerçeve de hâlâ hazırlanmamış durumda.

Bu boşluğun anlamı tüm iklim kasabaları için ortak: Küresel ısınmanın hızlandırdığı buzul çökmeleri, seller ve kasırgalar bir yanda; söz verilmiş iklim parasının yavaşlığı öte yanda. Nepal örneği, fonun 'acil eylem' vaadiyle kurulduğu halde teknik altyapısının bu vaadi karşılamadığını gösteriyor. Araştırmacılar ve politika yapıcılar aynı uyarıyı yapıyor: Bir sonraki felaketten önce hızlı erişim mekanizması ve iklim-katkısı çerçevesi hazırlanmazsa, fon kağıt üstünde güçlü, sahada geç kalacak bir kurum olarak kalır.