Arabistan'ın güneyindeki Rub' al Khali, adını 'Boş Çeyrek' anlamından alıyor. Ama arkeoloji ve iklim verileri, bu çölün eskiden hiç de boş olmadığını gösteriyor. Buzul dönemlerinin yağışlı evrelerinde bölge, göller ve otlaklarla kaplı bir savanmış. Nature'da yayımlanan yeni çalışma ve derginin değerlendirmesi, bu yeşil dönemde insanların bölgeye neden tam olarak yerleşmediğini açıklıyor.
Dellmour ve ekibinin araştırması, beklenen hipotezi test etti: Tatlı su varsa, insan gelir. Veriler başka bir şey söyledi: Bölgede su ve uygun taş kaynakları olsa da, erken insan grupları çölün içine yayılmak yerine yalnızca kenar şeritlerinde ve belirli noktalarda toplandı. Yani su tek başına yeterli değildi; suyun yanında işlenebilir taş — alet yapımı için çakmaktaşı gibi kaynaklar — da şarttı.
Erken insan için 'su var, yerleşiriz' denklemi eksikti: Alet yapılacak taş da suyun yanında olmalıydı. Bu iki kaynak buluşmadan yerleşik yaşam başlamıyordu.
Bulgunun bölge tarihi için anlamı büyük: Arabistan Yarımadası, Afrika'dan Avrupa ve Asya'ya uzanan göç rotalarının kavşağı. Çölün yeşil evrelerinde insanların hangi noktalarda toplandığını bilmek, bu büyük göçlerin hangi koridorlardan geçtiğini yeniden çizmemizi sağlıyor. Çalışma, su kaynakları ile taş ocaklarının birlikte bulunduğu noktaların, geçmişin 'istikrarlı yerleşim adaları' olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmanın günümüzle bağlantısı da var: Rub' al Khali'nin yeşil geçmişini çözen iklim verileri, bölgenin gelecek yağış rejimlerini modellemede de kullanılıyor. Ve arkeolojik kayıtlar, iklim değişikliği karşısında insan topluluklarının nasıl taşındığını ve nereye yığıldığını gösteren en uzun süreli deney kaydını sunuyor — geçmişin çölü, geleceğin kuraklık planlamasına ders veriyor.