Meme kanseri, dünyanın en yaygın kanserlerinden biri; ABD analizleri, her sekiz kadından birinin yaşamının bir döneminde invaziv meme kanserine yakalanacağını tahmin ediyor. Tedavi, hormona duyarlı (HR+), HER2-pozitif ve üçlü-negatif alt tiplere göre kişiselleşmiş durumda; ama cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefli tedaviler hâlâ toksisite ve dirençle sınırlı. Trends in Cancer'da yayımlanan derleme, direncin izini hücrelerin 'şekil değiştirme' yeteneğinde arıyor.

Klasik görüş, epitel-mezenkimal geçiş (EMT) denen süreci tek yönlü bir dönüşüm sanıyordu: Hücre yapışkan, düzenli epitel hâlden hareketli, invaziv mezenkimal hâle geçer ve orada kalırdı. Derleme, meme kanserinde tablonun bunun çok ötesinde olduğunu gösteriyor: Hücreler epitel, mezenkimal ve ikisinin karışımı 'hibrit' hâller arasında gidip gelen bir yelpazede yaşıyor — buna epitel-mezenkimal plastisite (EMP) deniyor. Ve bu esneklik tek yönlü değil; geri dönüşü var.

Kanser hücresi kostüm değiştiren bir oyuncu: Bazen epitel kostümüyle organında kalıyor, bazen mezenkimal kostümle yola çıkıyor; tehlikeli anlar ise iki kostümü üst üste giydiği hibrit sahnedir.

Derlemenin asıl katkısı, bu yelpazenin alt tip alt tip farklı kullanıldığını göstermesi: Hormon reseptörü pozitif, HER2-pozitif ve üçlü-negatif meme kanserlerinde plastisite, metastazın yolu, bağışıklıktan kaçışın yöntemi ve tedavi direncinin biçimi açısından farklı desenlerde devreye giriyor. Ayrıca sıvı biyopsi açısından kritik bir vurgu var: Hücrenin hangi 'hâlde' dolaşımda olduğunu okumak, hastalığın gidişatına dair daha bilgilendirici bir işaret olabilir.

Önerilen yol haritası net: Alt tipi gözetan, biyobelirteçle yönlendirilen stratejilerle hücre hâlini mekân ve zaman içinde çözmek ve EMT ile gelen kırılganlıkları tedaviye çevirmek. Okur için asıl mesaj şu: Meme kanserinde direnç, çoğu zaman hücrenin kimliğinde değil kıyafet dolabında aranmalı — hangi kostümün ne zaman giyildiğini görmek, bir sonraki tedavinin hedefini belirleyebilir.