Zenginlik vergisi tartışmalarının en güçlü argümanı hep aynıdır: 'Vergi koyarsanız milyonerler kaçar.' American Economic Review'da yayımlanan yeni araştırma, bu argümanı ilk kez büyük ölçekli idari veriyle ölçtü. Araştırmacılar Katrine Jakobsen, Henrik Kleven, Jonas Kolsrud, Camille Landais ve Mathilde Munoz; İskandinav ülkelerinin kayıtlarını kullanarak vergi değişimleri ile zenginlerin göç kararını eşleştirdi.
Ölçüm iki kademeli. Birinci kademe gerçek ve anlamlı: En üst zenginlik vergisi oranındaki 1 puanlık artış, zengin mükellef stoğunu yaklaşık yüzde 2 azaltıyor. Yani zenginler gerçekten göç ediyor; özellikle şirket sahipleri göç ettiğinde bıraktıkları şirketler olumsuz etkileniyor.
Zenginlerin göç etkisi gerçek; ama ekonomiye toplam etkisi, tartışmalardaki had safhayı andırmıyor: İstihdamda yüzde 0,02, yatırımda yüzde 0,07.
İkinci kademe ise tartışmayı değiştiren kısım: Araştırma, göçün ülke ekonomisine toplam maliyetini hesapladı. Vergi oranındaki 1 puanlık artışın yarattığı göç tepkisi; istihdamı yalnızca yüzde 0,02, yatırımları yüzde 0,07 ve katma değeri yüzde 0,10 oranında azaltıyor. Yani zenginler kaçsa da, ekonomik faaliyetin ölçeği neredeyse hiç sarsılmıyor — çünkü göç eden az sayıdaki kişinin yerini ekonomi büyük ölçüde dolduruyor.
Bu tablo Türkiye ve benzeri ülkeler için iki yönlü okunmalı. 'Zengin vergisi gelsin, hiçbir şey olmaz' diye okumak çalışmanın ilk kademesini görmezden gelmek olur: Zengin mükellef kaybı gerçek. 'Vergi olmazsa kaçarlar' diye okumak da ikinci kademeyi görmezden gelmek olur: Toplam ekonomik etkisi ölçüldü kadar küçük. Araştırmanın bıraktığı yer, vergi tasarımının asıl sorusu: Kimden, ne kadar, hangi istisnalarla toplanacağı — göç korkusu politikanın başlangıcı olabilir ama bitişi olamaz.