Kuşların hikâyesini 'sürüngenlerden gökyüzüne uzanan tek yönlü bir yükseliş' olarak anlatmak işin yarısıymış: Nature'da Xu ve ekibinin yayımladığı yeni fosil çalışması, Jura döneminde yaşayan bazı erken kuşların — yani uçuşu yeni kazanmış bu soyun üyelerinin — zamanla uçamayan bir beden formuna evrildiğini ortaya koyuyor. Nature'ın konuyu değerlendiren yazısı, bulguyu erken kuş evriminde 'beklenmedik beden formu yenilikleri' olarak tanımlıyor.
Bu, önceki hafta anlattığımız uçuş hikâyesinin ters köşesi: Geçen ayki bulgular, uçuşun dinozorlar ağacında defalarca bağımsız evrildiğini göstermişti. Yeni çalışma ise madalyonun öbür yüzünü ekliyor — uçuş, kazanıldıktan sonra bazı hatlarda yeniden bırakılabiliyor da. Fosil kaydı, erken kuşların yalnızca gökyüzünde değil; yerde koşan, farklı ekolojik nişleri dolduran formlar olarak da çeşitlendiğini gösteriyor.
Evrim tek yön yol değil: Uçuşu kazanmak kadar, gerektiğinde uçuşu bırakmak da bir adaptasyon olabilir.
Bilimsel olarak bu bulgunun yeri önemli: 'Avialae' denen kuş soyunun erken tarihi, uzun süre Archaeopteryx'ten modern kuşlara uzanan oldukça düz bir başarı hikâyesi gibi anlatıldı. Yeni fosiller bu hikâyeyi dallandırıyor: Erken kuşlar arasında deniz kenarında, yerde ve ağaçta yaşayan, uçuş yetenekleri çok farklı seviyelerde olan formlar var — yani kuşlar, gökyüzünü kazanmadan önce bile Dünya'nın birçok köşesine dağılmıştı.
Okur için taşınacak düşünce şu: Evrimsel başarı, hep ileriye gitmek değil; bulunduğun nişte iyi yaşamaktır. Uçuş bedeni, enerji açısından pahalı bir ekipmandır — bazen onu bırakmak, hayatta kalmanın en akıllıca stratejisi. Erken kuşların bu denemeleri, bugünkü kuş çeşitliliğinin (penguenlerden deve kuşuna) kökeninde yatan esnekliğin ilk kanıtları olabilir.