Üniversite öğrencilerinin tahminen dörtte üçü üretken yapay zekâyı kullanıyor — anketlerde rakamlar yüzde 20 ile 90 arasında değişse de, American Association of Colleges and Universities'dan C. Edward Watson bu oranın 'kuşkusuz yarıdan fazla, belki dörtte üç' olduğunu söylüyor. Amerikan Psikoloji Birliği'nin (APA) Speaking of Psychology podcastının son bölümünde Watson ile APA'nın öğretim ve öğrenme direktörü Beth Schwartz, bu dalganın öğrenme üzerindeki gerçek etkisini tartıştı.

Eğitimcilerin en çok dile getirdiği kaygı kopya değil, daha sinsi bir şey: bilişsel dış kaynak kullanımı — yani yapay zekânın öğrenci yerine düşünmesi, akıl yürütmesi. Watson'ın ifadesiyle bu durumda 'öğrenen beyin olmuyor'. İkinci büyük kaygı akademik dürüstlük; üçüncüsü yapay zekâ çıktılarının güvenilirliği; dördüncüsü ise öğretmen-öğrenci arasındaki güvenin aşınması ('bu ödev gerçekten öğrencinin mi?') ve herkesin eşit erişiminin olmaması.

Yapay zekâ senin yerine ödevini yazarsa, ödev teslim edilir ama öğrenme teslim edilmez.

Peki çözüm ne? Watson'ın önerisi uygulamada basit ama radikal: Her ödevin tanımında, yapay zekânın kullanılıp kullanılamayacağını ve nedenini açıkça yazmak. 'Sadece müfredatta bir kez değil; tartışma paylasımı gibi en küçük görevde bile iki soruyu yanıtlayın: Bu ödevde yapay zekâ kullanabilir misin, kullanamazsan neden.' Öğretmenin pedagojik tercihini şeffaflaştırması, öğrencinin kuralı anlamasını ve uymasını kolaylaştırıyor — öğrenci, 'bu konuda temel bilgim yoksa yapay zekâyı partner olarak kullanamam, sadece yaslanırım' diyebiliyor.

Podcastın ikinci büyük mesajı ise iş dünyasına bakıyor: Yapay zekâ okuryazarlığı artık üniversitelerin temel çıktılarından biri sayılıyor; ama mevcut okuryazarlık çerçevelerinin neredeyse tamamı, kendi başına görev yürüten 'ajan' yapay zekâların önünde yazılmış. Watson bu boşluğu somut bir örnekle anlatıyor: Satış ekibi çevresindeki destek kadrosunun yıl sonunda işten çıkarılacağı bir toplantı — yapay zekâ iş tanımlarını zaten yeniden yazıyor. Eğitimin görevi, öğrenciyi bu yeni tanımlara hazır etmek; ama bunu yaparken beyni yorulmadan düşünen bir jenerasyon yetiştirmemek arasında ince bir çizgi var. Bilimin bu çizgiyi gösteren pusulası: Önce kendin düşün, sonra yapay zekâyla tartış.